EVCİL HAYVANLARIMIZ BİZİ SEVİYOR MU?


Tüm dillerde aşkın çeşitli türlerini tanımlamak için tek bir kelime vardır. Antik Yunanlılar bu açıdan biraz akıllıymış. Bir eş, bir kardeş, bir anne-babanın veya arkadaşın sevgisini tanımlamak için farklı kelimeler kullanmışlar. Fakat acaba evcil hayvanlarımız bizi seviyor mu nasıl anlayacağız?

Evcil hayvanlarımız ve bizler arasındaki sevgiyi tanımlamak için hangi kelimeyi kullanacağımızı merak ettim. Onlara karşı nasıl hissettiğimizi biliyoruz, fakat onlar da bize karşı acaba aynı duyguları yaşıyorlar mı? Veya aramızda var olan bu bağ içgüdü ve bağımlılığın bir karışımı mıdır?
Kısacası, evcil hayvanlarımızı anladığımız gibi gerçekten seviyor muyuz? Klinik kanıtlara göre, cevap evet. Yiyecek, evcil hayvanlarımız ile biz sahipleri arasındaki sevgi duvarını örmede büyük rol oynamaktadır. Fakat köpek ile yaşamak sadece ona ödül kurabiyeleri vermek ya da bir kedi için mama saati üzerine kurulu bir iş değildir. Araştırmalar, bir kişinin varlığı ve/veya dokunuşunun bu varlıkların kalp atış hızını azalttığını göstermiştir. Bu sakinlik belirtisi atlarda da geçerlidir.

Evcil Hayvanlarımız ile Çocukluk Aşkı

Evcil hayvanlarımız ile insanoğlunun karakteri büyük farklılıklar gösterir. Örneğin egemen ve bağımsız bir köpek, itaatkar bir sahibe karşı baskın karakter izlemini verebilir. Ancak güçlü, lider karakterli birisine bağlanabilir. Bu kişi, hayatını zorluklarla ve dışlanmalarla geçirmiş bir köpeği dehşete düşürebilir. Bunun gibi bir köpeğin nazik bir sahibe güven duyma ihtimali daha yüksektir.
Sahiplenilen üç köpek ile ilişkilerine dayanarak kaleme aldığı "Köpekler Aşk Hakkında Asla Yalan Söylemez" adlı kitabında psikanaliz uzmanı Jeffrey Masson, bu üç köpek üzerinden onların şükran, tutku, yalnızlık, hayal kırıklığı gibi duyguları ile köpeklerin rüyalarında ne gördükleri ve güçlü koku alma yeteneklerinin gerçeği algılamalarına nasıl yardım ettiği gibi çok ilginç konulara değinmiş.
Bazı köpekler umutsuzca sahiplerine adanırlar ve onlara öylesine coşkuyla selam verirler ki, onlara göre sahibi evrenin merkezindedir. Ancak köpek için, kendine hizmet edilen türü bir aşk kesinlikle sağlıklı bir aşk değildir.
İşin öbür ucunda çok egemen, kendine güvenen ve bağımsız bir köpek var. Bu durumda evcil hayvanlarımız, sahiplerine beslenmeleri nedeniyle bağlı olduğu sonucunu doğurmuştur.
Bir köpeğin, korku, telaş ya da her zaman etrafında olunmasına ihtiyaç duyulmadan sahibine güvenmeyi ve sevmeyi öğrendiği aşk daha makbuldür. Aklıma, sevgili sahiplerinin yanında tasmasız sahilde birlikte yürüyüp koşan bir Labrador ya da Golden Retriever görüntüleri geliyor. Bu tür köpeklerin sahipleri yanında hemen her yerde koşup oynamaları için yeterli güveni vardır. İşte bu sağlıklı bir aşk olarak tanımlanabilir.
Köpeklerin sahiplerini o kadar derin sevdikleri, yıllarca ölümlerinin yasını tuttukları bilinir. Gerçek hayattan esinlenen ve Richard Gere'in başrolünü üstlendiği "Hachiko" adlı filmde, sahibinin cenazesinden sonra ölene kadar kasabada kendisini ilk karşıladığı yerde onu beklediği anlatılmıştır. Bu harika filmi henüz izlemediyseniz kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Bir Kedi Sevmek

Kedilerin, bir sahibe ihtiyaç duymadan, bağımsız ve onlardan uzak yaşamayı tercih ettiği söylenir. Gariptir, bu söylem evcil hayvanlarımız için sadece kediler hakkında geçerlidir. Fakat kesinlikle hepsi için de geçerli değildir. Örneğin erken yaşlarda insanlar tarafından yetiştirilen kediler, kendilerinin de bir insan olduğunu düşünürler.
Aslında, bir kedi ile insan arasındaki bağda farkında olmadan roller değişebilir. her ne kadar evcil hayvanlarımız olarlar da bazen kedi, sevgi ve saygısının bir göstergesi olarak eve, avlayabildiği ölü bir hayvanı getirebilir.
Eve bu türden bir "sevgi sunumu" getirmek, bağlanma ve aidiyet işaretidir. Aradaki bağ güçlü olduğunda bir kedi şunları yapar;
  • Sizi takip etmeye meyillidir. Bu hemen gerçekleşmeyebilir ama mesela birkaç dakika sonra oturmuş olduğunuz koltuğa, sanki sizin olan her şeyi çalmaya çalışıyormuş gibi yerleşebilir. Veya kucağınıza birden zıplayabilir. Her iki durumda da evcil hayvanlarımız için bu, sizinle vakit geçirmeyi tercih ettiğinin işaretidir.
  • Sabah evden çıktığınızda hafif gergin gibi görünse de, dönüşünüzde sizi coşkuyla karşılayacaktır. Kapıya geldiğinizi anladığında, kapıya koşarak sizi beklemeyi öğrenebilir.
  • Gün boyunca size sevimli sinyaller gönderirler. taparcasına bir bakış, gözleri kısma ya da yavaşça kapatma bu işaretlerden bazılarıdır.
  • Karınızı açıkta bırakarak sırt üstü yatarsa bu bir güven işaretidir. Birçoğumuz yanlış bir biçimde evcil hayvanlarımız için bunu, onların karınlarını ovalanmasını istediği şekilde yorumluyoruz.
Bu, en sevecen kedilerden biridir. Yapılarından dolayı sizin ellerinizi tutamıyor ya da size sarılamıyor olsalar da bu tür bir ilişkiyi "aşk" olarak tanımlamakla hata etmiş olmayız.

Bunları da beğeneceksİnİz

Facebook'da Beğenİn

Instagram